Diriliş ( Gölge Editoryal) - Şevval ATEŞ


Kırık dökük "Düş"lerimizin peşinden koşmaktansa, yeniden var olabilmek için "Diriliş"i gerçekleştirmeye karar verdiğimiz bir sayıyla karşınızdayız. İnandık ki; maktûle zamanın içinde yok olmak değil de, kayıplarının hesabını sormak yakışırdı. Bunun için geri döndük. Özetle; paranoyalarımızla bölündük, bir başkasını katlederek içimizdekini büyüttük, gömüldüğümüz mezardan toprağımız kurumadan ayrıldık, bir şekilde kaybolduğumuz yerden hayata yeniden karıştık.

"Bir ay sonra yeniden buluşmak üzere" derken, irtibat kurduğumuz bazı okuyuculardan gelen özel ilgi bizi daha iyi bir ürün çıkarmaya zorladığından, bu bir aylık süreyi elimizde olmaksızın uzattık. "Bundan böyle kırk beş günde bir" de diyecek olsak, bize güven olmaz; onun için ara sıra ortalığı kolaçan etmeyi ihmal etmeyin.

Bay Kuzgun'la yolumuza kaldığımız yerden devam ederken, bu sayıdan itibaren "GÖÇMEN" isimli köşemizi de, ilk konuklarımız Yiğit Değer Bengi ve Murat Özsaltık'ın öyküleriyle ile yayına sokuyoruz.

Bir önceki sayıda da belirttiğimiz üzere "GÖLGE"nin amacı yazar yetiştirmek olmadığı gibi, "GÖLGE" yazarları herhangi bir kaynağa da bağlı değildir. Ancak amaç yol kat etmek olduğunda, sizlerin görüşlerinin bizler için büyük önem taşıdığı da unutulmamalı. Görüşleriniz, eleştirileriniz bizim için önemli olduğundan, tüm bunları e-posta kutularımızda ya da "Kara Kitap"ımızda görmeyi bekliyoruz. "Kara Kitap" demişken, aklıma takılan bir şey var ki, parmak basmadan geçemeyeceğim. Beklediğimiz gibi ilk sayımızın yayına girmesiyle beraber bazı "ufak" insanların "ufak" saldırılarına maruz kaldık; bunları başka gözlere yansıtmadan ortadan kaldırırken fark ettik ki, bu gibi durumlar bizi güldürmekten ve bize çalışma şevki kazandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Dolayısıyla, bu arkadaş ya da arkadaşlara özel olarak teşekkür etme, bunu da burada belirtme ihtiyacı duydum.

Kuzgunuyla, cadısıyla, göçmenleriyle satırların arasından lanetimizi üzerinize yağdırırken "Gölgemize" sığının!

Şevval "CÂDÛ" ATEŞ